5 ADIMDA TAKINTILARINIZDAN KURTULUN!

20 Mar 2015

Takıntılar sinsi uçuk mikrobu gibidir. Ruhunuzun bir yerinde bir şeylerin altına yerleşirler, ruhsal bağışıklığınız zayıf düştüğü anda zihninize üşüşüverirler. Aman benim başıma gelmez demeyin! Siz siz olun takıntıya takılmamak için bu yazımızı okuyun…

54562c4a383ee3c626ade352

Obsesif Kompülsif Bozukluk (OKB) ya da Takıntı Hastalığı takıntı zorlantı bozukluğu tipinde psikolojik bir rahatsızlık türüdür, FELAKET HASTALIĞI değil! Takıntı tedavi edilebilen bir hastalık olup, tedavi sürecinde düzenli çalışmayı da zorunlu kılan bir ruhsal bozukluk türüdür. Takıntı hastalığının üstesinden gelmek için takıntının kendisiyle değil, takıntının ne anlama geldiği ile çalışmanız gerekmektedir.

1.TAKINTIYI DEĞİL, TAKINTIYA VERİLEN “ANLAM”I BELİRLEYİN

Örneğin, bir önceki yazımda “ütüyü fişten çektim mi? çekmedim mi?” diye 100 kez içinden düşünen kişinin sonunda dayanamayıp prizin fotoğrafını çektiğini ve gün içinde bu fotoğrafa bakarak rahatladığını örnek vermiştim. Bu kişi ütüyü fişten çektim mi çekmedim mi? düşüncesiyle uğraşmamalıdır. Bu düşünce günde belki 50 kez aklına gelmektedir. Bu düşünceyi tanımlamak yerine ütüyü fişten çekmemesinin kişi için ne anlama geldiğini bulması gerekmektedir.

Bir felaket mi? Bir yangın mı?

yangın

Düşünce aklına geldiği sırada gözünün önüne gelen resimler/imajlar nasıl? Cayır cayır yanmış bir ev mi gözünde canlanıyor?

Bu resmin karşısında ne hissediyor? Bu tür sorularla çalışılır.

Bu soruları cevaplamak konusunda kişi sıkıntı yaşayabilir. Bu durumda bir psikologdan yardım isteyerek bu süreci beraber yapılandırabilirler.  Unutulmamalıdır ki, kişi her kime giderse gitsin, ev çalışmalarını yapmadığı sürece terapi sürecinde öğrendiklerini hayata geçirmesi imkansızdır. Öncelikle kişi kendi kendisinin terapistidir, psikolog ise o karanlık yolda yürürken kişiye ışık tutandır.

2. TAKINTININ ŞİDDETİNİ, SIKLIĞINI BELİRLEYİN

Takıntı günde kaç kez aklınıza geliyor? Kaç dakikada bir geliyor? Her ne zaman geliyorsa geldiği saati ve düşünceyi not edin.

3. TAKINTI İLE GELEN HİSLERİ DERECELENDİRİN

olcme-ve-degerlendirme-ankakedisi

Takıntılı düşünceniz aklınıza geldiğinde ne hissediyorsunuz? Kaygı mı, Korku mu? Hissettiğiniz duyguyu bulun. Diyelim ki kaygı hissediyorsunuz. Kaygınızı 1 ile 100 arasında bir yerde ölçün. (örneğin 70 – kaygı gibi)

 

4. TAKINTI ANINDA KULLANDIĞINIZ “BASTON”LARINIZI BELİRLEYİN

baston

Bir önceki yazımda fonksiyonel olmayan başa çıkma yöntemlerini ele almıştım. Takıntılı düşünce kişinin aklına geldiğinde o düşüncenin aklına gelmemesi için bazı yollara başvurur. Bu yollar şayet fonksiyonel olmayan başa çıkma yöntemlerinden biriyse; sadece baston görevini görür ve kişiyi ömür boyu takıntılarıyla kötürüm bırakır. Takıntıları tanıdıktan sonra ikinci yol, onlarla başa çıkma yöntemlerimizi tanımak ve fonksiyonel olmayan başa çıkma yöntemlerini terk etmektir. Düşünün ki bacağınız kırıldı. Siz o bacağı alçıya aldınız ve yürürken baston kullandınız. Belli bir süre sonra doktorunuz sizden alçıyı çıkararak, bastonsuz yürümenizi ister. Aksi takdirde bacağınız eskisine göre daha tembelleşmiş kaslara dolu bir odun parçasından farksız hale gelir. Ruhunuz da böyledir, takıntılar ruh dünyasında meydana gelen sakatlanmalardır. Bu sakatlanmayı tedavi ederken, bastonlarınız (fonksiyonel olmayan başa çıkma yöntemleri) olmadan yürümeyi öğreneceksiniz ki, takıntılarınıza takılmadan özgür yaşamaya ulaşabilesiniz.

5. TAKINTINIZLA YÜZLEŞİN

yüzleşmek

Takıntılardan kurtulma tedavisinin son ve belki de canınızı en çok sıkacak kısmı “yüzleşme”dir. Bu evrede Nietzche’nin “Beni öldürmeyen şey, güçlendirir” sözü sloganınız olabilir. Bu evrede takıntınızla basamaklı bir yoldan geçer gibi, aşama aşama yüzleşirsiniz. Basamaklar yükseldikçe zorlaşır. Burada amaç takıntıyla beyninize üşüşen “acaba, ya öyleyse?” Türevindeki düşüncelere en yüksek düzeyde maruz kaldığınızda hissettiğiniz duyguları tanımanızdır. Yüzleşme basamağını oluştururken sıkıntı duyuyorsanız bir danışmandan yardım alabilirsiniz.

Takıntı hastalığı da grip, nezle gibi herkesin başına gelebilecek bir ruh hastalığıdır. Ruhunuzun bağışıklık sistemi zayıf düşer düşmez, sinsi takıntı mikropları beyninize üşüşür. Sakın ha deliriyor muyum diye korkmayın! Bunlar herkesin başına gelebilir. Önemli olan takıntılı düşüncelerin de, pek çok gelip geçen düşünce gibi beyninizden gelip geçmesine izin verebilmek…

Takıntıya takılmadan ya da takıntılar size takmadan SEVGİYLE KALIN…

Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere…

Paylaş

1989 yılında Bursa'da doğdu. 2011 yılında International University of Sarajevo'dan fakülte ikincisi derecesiyle psikoloji bölümünden mezun oldu. 2014 yılında Üsküdar Üniversitesi SBE Klinik Psikoloji Yüksek Lisansını tamamladı, Marmara Üniversitesi'nde Din Psikolojisi alanında doktora yapmaktadır. İstanbul'da Anadolu yakasında "Bahar Psikoloji" Avrupa Yakasında ise "Bistanbul Danışmanlık" merkezinde danışan görmektedir. Moda psikolojisi, stil danışmanlığı, styling, ve psikoloji konularında aktüel bölümümüzde yazılar yazmaktadır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir