Aşırı Fedakar Olma Psikolojisi

05 Ara 2016

“Beni Boş ver, Sen Mutlu ol Yeter!”

“İlişkileri baltalayan şeyler nedir?” diye sorulduğunda, “aşırı fedakar olmaktır” örneği verilebilir…  Peki kendi istek ve düşüncelerini öteleyen, sürekli karşı tarafın duygularını önemseyen ve taleplerini karşılayan biri, acaba nasıl bir izlenim bırakıyor karşı tarafa? Başkalarının gözünde nasıl olduğunu bilmesiyle kendi benlik değerini oluşturan kişi, neler hissediyor olabilir? Ya da böyle bir tutumun sebebi ne olabilir ve nasıl çözümlenebilir? İşte tüm bu soruların cevabını sizler için kaleme aldım…

heart_sacrifice_by_nikki_66-d4w5k3d

Kişi hem kendisini önemseyerek hem de etrafındaki insanların iyiliğini düşünerek ilişkilerinde dengeyi yakalayabilir. Fakat sadece başkalarının iyiliğini düşünmesi ve aşırı fedakar davranması, kişinin kendi değerlerine, benlik saygısına ve özü itibariyle özel oluşuna yapılan haksızlık olur. Benlik kavramının zaman içerisinde başkalarının özellikle de aile tarafından sergilenen davranış ve tutumlar ile şekilleniyor. Mesela, annenin çocuğuna devamlı “çok meşgulüm ben, kendi başının çaresine bak” derken çocuğuyla göz teması bile kurmaması, genel olarak çocuğunun henüz iyi bir yeteneğe sahip olmadığını düşünmesi ya da çocuğunun sadece olumsuz hareketlerine dikkat çekip, güzel yanlarını gözardı etmesi gibi tutum ve davranışlar çocukta ilgiyi hak etmediğini düşünmesine sebep olacak ve çocuk bu duygunun eksikliğini gidermek için ise bir ömür başkalarını memnun etmeye çalışacaktır…

People praying in lap. Isolated 3d image

Aşırı fedakarlığın psikolojisinde, “Ben değersizim, karşımdaki insanların ne hissettiği ve düşündüğü önemlidir, benimki değil.”  düşüncesi vardır. Bu yüzden de “Eğer benden ne isteniyorsa yapmalıyım, yoksa onları kaybederim ve beni bir daha sevmezler.” kaygısı vardır  her zaman. Çünkü bu kaygıyı taşıyan kişi, koşulsuz sevgiyi hissedememiştir ebeveynlerinden. Oysa bir insan kendi değerlerine ve fıtratına ters düşen bir durumla karşılaştığında, kendisini koruyabilmesi ve hakkını savunabilmesi gerekiyor ki, güvende olabilsin ve kendisini gerçekleştirebilsin. Tam bu noktada aileye çok önemli görevler düşüyor: Çocuklarına başkalarına karşı duyarlı ve empatik olabilmeyi öğretirken, “sen biriciksin ve değerlisin” duygusunu da hissettirmeliler. Eğer kişi kendisini iyi hissedebilirse, başkalarına karşı kendini daha iyi ifade edebilir ve onları da iyi hissettirebilir. Ebeveynler çocuklarını, “ne olursa olsun, her koşulda seni çok seviyorum. Senin kişiliğini değil davranışlarını eleştiriyorum” mesajını vermelidirler. Böylece koşulsuz sevgiyi kazanan bireyin hem kendisi memnun, hem de başkaları memnun olacaktır; dengeli bir fedakarlıkla ilişkilerini düzenleyebilecektir…

Paylaş

International University of Sarajevo'da psikoloji bölümünden mezun oldu. Bir psikolog olarak hayatı okurken, Ankara Dost Fm radyosunda "Hayat Seferleri" programının yapım ve sunucusu olarak çalışmakta olup aynı zamanda tesetturgiyim.com'da yazılar yazmaktadır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir