Aşk Psikolojisi

10 Jul 2016

İnsan zihni hayatının en kritik evreleri olan 0-7 yaş arası dönemde yaşadıklarını, çıkarımlarıyla ve edindiği duygularıyla bir kitap gibi muhafaza eder ve onu bir ömür tekrar tekrar yaşar ve yaşatır. O yüzden de kişinin ilk aşkı da kendi ebeveynleridir. Sevgiyi/şefkati ilk onlardan görür ve öğrenir. Korunma ve kendini güvende hissetme ihtiyacı da ilk o zamanlar gelişir. Hayatının ilerleyen evrelerinde ise kişi bu edindiği duygu deneyimleriyle yeni bir ilişki inşa ederek, içerisine aşkı ve sevgiyi yerleştirir.

istock-family-play-time

“Bilinç dışı açıdan bakıldığında, tutkulu bir aşk yaşıyor olmak, annesinin kucağında bir bebek olmak gibidir.” diyor ünlü Çift Terapisti Harville Hendrix. Bir bebeğin anne kucağında hissettiği güven ve korunma duygusu, kendini tamamıyla annesine bırakmasını ve güçlü bir bağ kurmasını sağlar. Tutkulu aşk ilişkisinde de kendisini besleyip büyüten kişi ile sevdiği kişi birbiriyle karışır ve bütünleşir; kişi güvende olduğunu ve korunduğunu zannederek hareket eder.  Dolayısıyla aşık olmak bir anda ailenin en sevilen çocuğu olmak gibidir. Öyle ki aşıkların birbirlerini bebek seviyor gibi sevmeleri de bundandır; birbirlerine kullandıkları takma isimler, sevgi gösterileri vs… Ancak her ne kadar okumuş kültürlü biri de olsa, aşkla tutunduğu eşine veya sevdiğine ulaşamadığı durumlarda ise kişi, kendisini tıpkı annesinin bir süreliğine bir yabancıya veya bir bakıcıya emanet ettiği zamanlardaki gibi yalnız ve zayıf hissedebilir.

18913034_ml

Birbirlerine övgü mahiyetinde çiftlerin şu sözü söylediklerini çok duyarsınız belki “Seni ilk gördüğümde, sanki yıllardır seni tanıyorum duygusuna kapıldım.”Aslında bunun temelinde yatan sebep, kişinin çocukluk dönemindeki yaşadığı ruhsal ve duygusal sıkıntılarını, ebeveynlerine benzeterek seçtiği eşiyle/sevdiğiyle yeniden canlandırarak yaşamaya çalışması ve böylece o geçmiş çocukluk yaralarını iyileştirme gereksinimi taşımasındandır. Kişinin ebeveynlerine benzeyen biriyle tutkulu aşk yaşamak istemesi, bu temel bilinçaltı gereksinimden kaynaklanmaktadır.

asiklar-yolu_7450288-3680_1280x720

“Kişiler kendilerini değerli hissedebilmek için aşka sığınıyor ve aşkı bir kurtarıcı olarak görüyor.” diyor Psikiyatri Uzmanı Mustafa Ulusoy. Mesela çiftler birbirleriyle görüştüklerinde sağlıklı bir görünüme sahip olmak için kendi psikolojik ihtiyaçlarını saklamaya çalışırlar ve kendilerini bakıma muhtaç göstermezler. Bu durum ise daha çok ilginin ve bakımın karşı tarafa gösterileceği duygusunu harekete geçirir; böylece kişi vazgeçilmez biri olur. Çünkü aşk duygusunu yaşayan kişiler, genellikle sevilme ihtiyaçlarını karşılayabilmek amacıyla severler. Taktıkları persona (maske) ile sanki kendi ilgi ihtiyaçlarını öteliyor gibidirler; sonrasında ise yine çok arzulanan biri olarak karlı çıkarlar.

İşte aşk dediğimiz olgunun psikolojik temelleri böyle şekillenebilmektedir…

[wa-wps]
Paylaş

International University of Sarajevo'da psikoloji bölümünden mezun oldu. Bir psikolog olarak hayatı okurken, Ankara Dost Fm radyosunda "Hayat Seferleri" programının yapım ve sunucusu olarak çalışmakta olup aynı zamanda tesetturgiyim.com'da yazılar yazmaktadır.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *