Evlilikte Öfke Kontrolü Nasıl Yapılır?

26 Kas 2016

Evlilikte öfkelenmek bir yere götürmüyorsa….

Bir diğer ifadeyle, eşinizle bir türlü içinden çıkılmayan, dönüp dolaşıp aynı noktaya geldiğiniz kavgalar mı yaşıyorsunuz? Evlilikte mutluluğu ele aldığım yazıda -Gottman’ın ifadesiyle- “mutlu evlilikler; çatışmaların yer almadığı değil, bilakis çatışmaların olduğu ancak bu çatışmaların onarıldığı evliliklerdir”  diye belirtmiştim. Peki bu çatışmaları nasıl onarabilirsiniz? Bitmek bilmeyen kavga döngüsünü nerede kırabilirsiniz? O halde, evlilikte öfke kontrolü için 5 tüyoya göz atın.

mutlu-evlilik

1. TIKANMIŞLIKTAN KURTULUN!

Tıkanmışlık öfkenin ifade edilmediği, içinize kapandığınız bir durum değildir. Bilakis öfkenizi ifade ediyor, hatta aşırı derecede sesinizi yükseltmenize rağmen hiç bir yere varamıyorsunuzdur. Eski kavgalarınızı yinelemenin bir yönüyle sizi değişimin huzursuz yönünden koruduğunu biliyor muydunuz? Bir diğer ifadeyle, sürekli aynı kavgayı yapmak sizin ve eşinizin bulunduğu konumu değiştirmez. Yıllardır benimsediğiniz roller vardır ve bundan ikiniz de vazgeçmek istemeyebilirsiniz. Çünkü bu bildiğiniz bir konumdur, bir başka davranış biçimi denediğinizde size ne getireceği belirsizdir. Bu belirsizlik huzursuzluk yaratacağından aynı kavgaları tekrar edip durursunuz. Dolayısıyla ilişkide değişim istiyorsanız, ilk önce tekrarlanan kavgalarınıza el atmakla başlayın!

2. DUYGU İŞİNİ YÜKLENMEKTEN VAZGEÇİN!

Eşinizle ilk tanıştığınız zamanlarda onun sakin olup sizi dinlemesinden, ya da öfkeli olup diğerlerine karşı sizi korumasından hoşlanabilirsiniz. Ancak evlenince sevilen sessizliğin “beni hiç dinlemiyorsun!” ya da öfkenin “bana çok kaba davranıyorsun!” cümlelerine dönüştüğüne pek çoğunuz şahit olmuşsunuzdur. En çok karşılaşılan ise “beyim tepki vermiyor”, “hanımım aşırı duygusal!” ifadeleridir. İlişkide duygular tahterevalli gibidir. Bir taraf duyguyu fazla yüklendiğinde diğer taraf yetersiz yüklenecektir. Bir diğer ifadeyle kadın ısrarla duygularını ifade ettikçe, erkek de bir o kadar duygu yoksunu kalacak ve tepkisiz olacaktır. Dolayısıyla taraflardan birisi payına düşenden fazla duyguyu ifade etmekten vazgeçmelidir! Kaynananızı eleştirmeye devam ettikçe, eşiniz de onu savunmaya geçecek ve duygunuzu anlamayacaktır.2cc68b6f5630341588bf4f51a3961d5b

3. SUÇLAMAKTAN  VAZGEÇİN!

“Sen başlattın!” erken yaşlardan itibaren kavgalarda kullanılan bir klişedir. Eşinizin %97 suçlu, sizin ise %3 suçsuz olduğu durumda öfkelenmekte haklısınız. Ancak onu değiştirme gücünüz olmadığı için, %3 kendinizi değiştirme sorumluluğuna sahipsiniz. Bu döngüsel çatışmada kendi adımlarımı nasıl değiştirebilirim? Nasıl davranırsam bu zinciri kırabilirim? sorularını sorarak daha işlevsel bir noktaya varabilirsiniz. Bu sizi problem odaklı düşünceden çözüm odaklı düşünceye doğru çeker.

blaming-man

4. TAKİP DÖNGÜSÜNÜ KIRIN!

İkili ilişkilerde bir duygusal takipçi bir de duygusal mesafe koyucu vardır. Duygusal takipçi duygularını ifade ederek rahatlarken, duygusal mesafe koyucu içine kapanarak rahatlar.  İlişkilerde kadınlar genelde duygusal takipçi olurken, erkekler ise duygusal mesafe koruyucu olarak karşınıza çıkar. Çözüm duygusal takipçinin geri adım atmasıyla başlar. Duygusal takipçinin gerilemesi, duygusal mesafe koruyucunun yakınlık isteğini fark etmesine olanak sağlar. Sürekli yakınan bir anne kendisine özel bir 10 dakika ayırması bile onu duygusal takipçi rolünde bir adım gerilemesine yardım eder. Böylelikle bir şeylerin ters gittiği hissine kapılan duygusal mesafe koruyucu hanımına olan yakınlık hissini fark edebilecektir. Kendine alan açmak döngüyü kırmanın birincil yöntemidir.

23516_410757118581_781420_n

5. GEÇMİŞTEN GETİRDİĞİNİZ DUYGUSAL YÜKLERİ FARKEDİN!

Anne-babanız ile yaşadığınız çözülmemiş duygusal yoğunluklar eşiniz ve çocuklarınızla olan ilişkilerinizde yeniden ortaya çıkar. Anne-baba olmaya ve sevgiyi ifade etmeye dair ilk bilgileri ailenizde öğrenirsiniz. Yeniden bir aile olduğunuzda bu öğrenilmiş rolleri devam ettirirsiniz. Bu bazen aynı anneniz gibi davranmak olabileceği gibi annenize tepkisel olup aşırı telafi yöntemi de takip ediyor olabilirsiniz. Örneğin, annenizle güvenli bir bağ oluşmamışsa, sürekli terk edileceğiniz hislerine kapılabilir ve eşinizi sürekli denetleyen bir konumda olabilirsiniz. Bir diğer durum ise, ebeveynlerinizin sürekli kavga ettiğine şahit olmuş ve çocukken suçluluk hisleri yaşadıysanız, eşinizle her tartışmada kendinizi suçlu görerek ortalığı yatıştırıp, kendi fikirlerinizi ifade etmekten vazgeçebilirsiniz. Bir diğer ifadeyle, eşinize  sınır çizmek konusunda sıkıntı yaşayabilirsiniz. Bu sıkıntıyı da çocuklarınız üzerinde aşırı denetleyici bir anne olarak gideriyor olabilirsiniz. Bu örnekler çoğaltılabilir. Geçmişten getirdiğiniz duygusal yüklerinizi bir psikoterapistten yardım alarak fark edebilir ve bu zinciri kırabilirsiniz.

Öfkenizin esiri değil, öfkenizin hakimi olduğunuz nice mutlu günleriniz olması dileğiyle…

Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir