Gelin-Kaynana Çatışması İçin 5 Altın Tüyo

02 Kas 2016

 

Kaynana ve gelin ilişkileri yıllardır çeşitli hikâye, mani ve şarkılara konu olmuştur. Bir diğer ifadeyle, kültürel kodlarımızda hep “kötü kaynana” resmi “cadı gelin” imajı zihnimize işlenmiştir. Peki neler oluyor da gelin-kaynana çatışmaları çıkıyor? Her yazımda belirttiğim gibi “problemin nedenini bilmek, çözümün yarısıdır”. Bu yüzden gelin önce bu çatışmanın nedenlerine bakalım…

Kuleşov Etkisi

Kuleşov Etkisi

Kuleşov Etkisi: “Her şeyi negatif değerlendirmede üstümüze yok!”

Kuleşov etkisi psikoloji bilimine sinema alanından geçmiş kavramdır. Bizler baktığımız resimlere, nesnelere duygu atfederiz. Bu yüzden 10 kişi aynı resme, nesneye baksa da, farklı şekilde algılar. Bunun kaynana ile ne ilgisi mi var? Şöyle ki; kaynananıza baktığınızda nefretle bakıyorsanız onu bir şeytan gibi görüyor olabilirsiniz. Halbuki aynı kaynanana eşiniz baktığında nefret dolu olmadığı için onu bir melek gibi algılar. Görüldüğü üzere; sizin kaynananıza hissettiğiniz duygular, nasıl da onu bir şeytan gibi algılamanıza ve dahi söylediklerini negatif olarak anlamanıza yol açtı. Tabii sizlere de haksızlık etmeyelim, bu durumun tersi de var. Kaynananız sizden nefret ediyorsa sizi şeytan gibi görürken, eşiniz size merhamet hissettiği için sizi melek olarak görüyor olabilir 🙂

Kültürel kodlar: “Kızım sakın kendini ezdirme!”, “Oğlumu üzecek, benim yerimi alacak!”

Yazının başında da dediğim gibi hikâyeler, maniler ve şarkılar inatla zihnimizde “cadı kaynana” resminin oluşması için adeta yarış içindedir. Söz konusu evlilik oldu mu, gelin de tetiktedir, kaynana da tetiktedir. O kadar çok kötü kaynana hikâyesi dinlemişsinizdir ki, olumlu olabileceği ihtimalini düşünmek bile istemezsiniz. Psikoloji biliminde buna “hazırlıklı öğrenme teorisi” diyor Martin Seligman… Bir diğer ifadeyle; negatif olayları dinlerken karşınızdaki kişinin bu olaydan etkilenmemesi için onu pozitif gibi algılamasını ister ve ona yardımcı olursunuz. Aslında siz de içten içe kendinizi olayın negatif olduğuna inandırırsınız. Kaynanasını kötü anlatan kişiye ısrarla iyi yönlerini göstermeye çalışırken, farkında olmadan kötü kaynana beklentisi sizin zihninizde yer eder. Bu yüzden negatif olayları dinlerken karşınızdakinin üzüntüsüne eşlik edin, teselli vermek her zaman tavsiye vermek değildir!

71e73149ccd3c1f4a4eb66571b136e38

Aşırı korumacı anne ve Erkeğin Sorumsuzluğu: “Aman oğlum ve gelinim benim yaptığım hatalara düşmesin!”

Fanus Anneler, nefes alamayan oğullar ve sınırları gelişmemiş benlikler… Gelin – kaynana ilişkisinde tablo her zaman açıktan bir olumsuzluk teşkil etmiyor. Bazen de aşırı derecede oğlunun ve gelininin üzerine titremek onların karar verme hakkını gasp ettiği için çatışmaya sebep oluyor. Çünkü erkek hep annesinin direktifleri ile hareket ederek, kendi ailesinin “ayrı” olduğunu kabullenmeyi bir suçluluk olarak görebiliyor. Hal böyleyken, iç içe geçmiş iki ailede gelin kaynanaya çıkışabiliyor. Bu durumda da iyilik yapan kaynana kötü kaynanaya dönüşebiliyor. Bazen gençlerin hata yapmasına ve bedellerini ödemeye izin vermek gerekiyor.

Gelinden Hizmet Beklentisi: “İltifat edersem bir daha hizmet etmez!”, “İltifat edersem bir daha hep hizmet ettirir”

İltifat etmekten ölesiye korkan bir yanımız var pek çoğumuzun… Sanıyoruz ki, iltifat edersek karşı taraf sınırlarınıza girecek ve sizi ezecek sanıyorsunuz. Karşınızda aşır bir kişilik bozukluğu tablosu olmadıkça, onları sevmekten ve onların iyi yönlerine iltifat etmekten korkmayın. Ne gelin iltifat etti diye daha çok hizmet eder, ne de kaynana iltifat etti diye gelin hizmeti bırakır. Sınır çizmek duvar örmek değildir.

Gelin kaynana ilişkisinde gelini eleştirmek, tecrübesizlik, oğul-koca ikilemi, torunların bakımı, değişen ilişki modeli, bir arada yaşamak gibi pek çok neden çatışmaya yol açabilir. Konunun çok geniş olması itibarıyla kısaca nedenlere değinip, çözüm önerilerine geçmekte yarar var. İşte 5 adımda pratik çözüm önerileri:

32692a69800e0024a7788f14f4b613f3_9-arguments-never-have-dil-580x326_featuredimage

 

1- “Zihninizde sesleri bozduğunuzda o sözlerden etkilenmezsiniz”

Pin Baker zihnimizde sesleri değiştirdiğimizde duygularımızın da değişeceğini belirtir. “Sen şu bebek bakımından da hiç bir şey anlamıyorsun!” cümlesini bir komedyenden dinlediğinizde ne yaparsınız? Muhtemelen gülüp geçersiniz. Kayınvalideniz size bu tarz bir cümle söylediğinde bunu sanki bir komedyenden duyuyormuş gibi gülüp geçebilirsiniz. Burada gülüp geçmek sizin beceriksiz olduğunuz anlamına gelmez. Birilerinin sözleri ve yorumları sizin benlik algınızı derinden sarsıyorsa bunun sebebi kendi geçmişinize dayanır.

2- Tepkisel davranmayın, Tavır alma özgürlüğünüzü kullanın!

Kayınvalideniz ölene dek sizinledir, Dolayısıyla kaçınılmaz bir ilişkide tepkisel davranmak size hem zaman kaybettirir, hem de psikolojik olarak yıpranmanızı sağlar. Kayınvalidenizin her sözüne karşı bir tepki vermeyi seçmek sizi söz düellosundan başka bir yere sürüklemeyecektir. Söze tepki vermek değil, karşınızdakinin sözlerini söylemesine izin vermek ve sözün sebebini düşünerek cevap vermek ya da tavır almak size zaman kazandırır. Bazen sessiz kalmak da bir cevaptır. Tabii ki surat asmak, küsmek gibi pasif agresif tavırlardan bahsetmiyoruz!

3- Eşinizin güvenini kazanmayı bekleyin!

Bir kadının bir başka kadına güvenmesi bir erkeğin kendi ailesi dışında birisine güvenmesinden daha kısa bir zaman alır. Düşünseniz, bir banka kuyruğunda bekliyorsunuz, çoğu zaman yanınızda bulunan hanımefendi ile öyle ya da böyle etkileşime geçerek, günlük yaşantınız hakkında konuşur hale geliverirsiniz. Tabi ki her durum herkes için geçerli değildir, ancak şu bir gerçek ki bir ilişkide güven oluşması için zamana ihtiyaç vardır. Unutmayın ki onun hayatında en az 25 yıldır annesi vardı, siz ise yalnızca yaklaşık bir yıldır onunla berabersiniz!

4- Kayınvalidenize eşinizi kesinlikle kötülemeyin!

Hangi anne çocuğunun kötü olmasını ister? Birileri gelip sizi annenize kötülese anneniz ne yapardı? Muhtemelen sizi savunur, karşı tarafın hatalı olduğunu düşünürdü. Bir annenin çocuğuna karşı objektif olması zordur. Bu yüzden kayınvalidenize eşinizi kötülemek yerine, içinde çıkamadığınız durumlarda  ona akıl danışabilirsiniz. Mutlaka söze “ben bir yerlerde hata yapıyorum” diye başlamak objektif bir çizgiye geçmenize yardımcı olacaktır.

5-  Tavırlarınızda yapmacıklık ve aşırı abartılı sevgi gösterilerinden kaçının!

Aşırı sevgi ardından aşırı kavgayı da getirir. Dinî öğretilerimiz de ifrat ve tefritten kaçınmamızı söyler. Eşlerimiz, çocuklarımız, mallarımız ile imtihan olacağımızı belirterek bizi onlara aşırı bağlanma konusunda uyarır. Ayrıca aşırı sevginin olmadığı yerde sınırlar vardır. Patavatsızlığın yerini açık sözlülük alır. Bazı şeylere “hayır” demekten korkmayın ancak hayır derken karşınızdakinin kişilik özelliklerine saldırmak, ya da olur olmadık yerde kaynananız ile ilişki problemlerinizi açmak açık sözlülük değil patavatsızlıktır. Bu hem size hem de ilişkinize zarar verecektir.

Gelin-kaynana ilişkisinde bu yazının payına düşenler burada bitiyor. Gelin-kaynana çatışmalarınızın son bulması ümidiyle…

Sevgiler…

Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir