Kadını İkinci Sınıf İlan Eden Kim?

03 May 2018

Dinimiz İslam, kadınları ikinci sınıf kabul etmekle çok sık suçlanır. Hatta bazıları, “kadına en az değer veren din İslamdır” der. Bu haksız iddianın “haksızlığını” kanıtlayan bir kitap yayınlandı.

2010 yılında “örtünmesi” nedense şaşkınlıkla karşılanan bir tv kişisi İkbal Gürpınar. Herkes gibi, hepimiz gibi hayatta çeşitli savrulmalar yaşamış. Bir o yolu, bir bu yolu denemiş; kendisine bir yol belirlemeye çalışmış. Seveni de var; sevmeyeni de. Tıpkı hepimiz için olduğu gibi.

Bazıları onu, “din üzerinden bezirganlık” yapmakla suçluyor; başka bazıları da “samimiyetine” inanıyor. Biz, güvenip güvenmemeyi; kendisine değer verip vermemeyi sizin takdirinize bırakıyoruz. Derdimiz de zaten İkbal Hanımı yargılamak değil; yazdığı bir kitabı değerlendirmek…

Kitabın adı, “Kadınsın Korkma.”

Dinimiz İslam, kadınları ikinci sınıf kabul etmekle çok sık suçlanır. Hatta bazıları, “kadına en az değer veren din İslamdır” der. Bu iddialarına kanıt olarak da peygamberimize atfedilen kimi hadisleri kullanır. Peki gerçek böyle midir? Gerçekten de Müslümanlar için kadın, asla erkeğe eşit olmayan bir insan cinsi midir?

İkbal Gürpınar, kendisini hayli rahatsız eden bu konudaki okuma ve araştırmalarını bir kitaba dönüştürmüş. Başlangıçta yola çıkarken, ilk sorduğu soru şu olmuş: Kadını erkeğin altında bir yere konumlayan tek inanç, İslam mı?

Düşünce ve dinler tarihini inceleyince görmüş ki, Roma inançlarından Antik Yunan’a, Musevilikten İslam’a, inanç ve düşünce tarihinde kadınlar için o kadar kötü, o kadar kötü nitelemeler var ki, dinimize bulaştırılmaya çalışılan çamura rahmet okutur. Binlerce yıl boyunca, Budizmden Maniciliğe pek çok inanç, zannedilenin aksine kadına hiç değer vermediği gibi onu aşağılamış durmuş. Yani kadını aşağılama kültürü, çok yaygın bir insanlık hali.

İkbal Gürpınar, kitabının başlangıç bölümünde bize bu inanç tarihi örneklerini göstererek, şaşırtmayı başarıyor. Sonrasında, İslam’ın başlangıç döneminden, yani peygamberimizin yaşadığı yıllardan kimi uygulama örnekleri anlatıp göstererek, dinimizin ne kadar aydınlık bir eşitlik fikrine sahip olduğunu hepimize gösterme gayreti içine giriyor.

Neticede, hep birlikte fark ediyoruz ki, dinimizin kadın ve erkeği eşit tutan yaklaşımı, zaman içinde kirlenmiş; farklı fikir ve yaklaşımlarla kirletilmiş.

Kitabın gerçekten zihin açıcı bir yanı var. Okumak, “aydınlanmaya” katkıda bulunabilir.

 

Kadın her toplumda ve her inançta en çok tartışılan konu olmuştur. Kimi toplumlarda, bırakın üzerinde tartışılmayı, insan yerine dahi konulmamış, yok sayılmıştır.

KİTABIN ARKA KAPAĞINDA NE YAZIYOR?

Kadın her toplumda ve her inançta en çok tartışılan konu olmuştur. Kimi toplumlarda, bırakın üzerinde tartışılmayı, insan yerine dahi konulmamış, yok sayılmıştır.

Gerek tahrif edilmiş semavi dinler gerekse kültürel eksenli inançlar, hangisine bakarsanız bakın tarihin derinliklerindeki ‘kadın profili’ sizi dehşete düşürecek niteliktedir. Bu dehşet verici durum, İslam dininin de içine sızarak devam etti.

Yahudilik ve Hristiyanlıktaki inancı ve geleneği İslam’a ait bir düşünceymiş gibi dayattılar. Kadını ‘uğursuz’ kelimesiyle yanyana getirmeye çalıştılar, onu aşağıladılar, ikinci sınıf muamelesi yaptılar, silikleştirdiler, sindirdiler.

Bu kitap işte tüm bu tahrifatın izini sürerek, yanlış algılara cevap niteliğinde kaleme alındı. Kadın hakikatini anlamak, ona hak ettiği yeri iade etmek için acizane bir gayrettir. Ya da “seni duyan Bir’i var”a sığınarak yazılan bir ‘uyanış manifestosu’ olarak da okunabilir!

İlk Baskı Yılı : 2018
Sayfa Sayısı : 192

İkbal Gürpınar kimdir?

İkbal Gürpınar 1969 Yılında Kırıkkale’de doğdu.Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi İş İdaresi Bölümü’nde 1 yıl okuduktan sonra 1990’da girdiği Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü’nden 1994 yılında mezun oldu. 1994-1995 yılında TRT’de “25.Saat” isimli programla televizyona ilk adımı atmıştır. Ardından Ortadoğu Amme İdaresi’nde ithalat ihracat elemanı sertifika programına katılıp bitirmiştir. Kısa bir süre restoran zincirleri kuran bir firmada Halkla İlişkiler ve Franchising müdürlüğü yapmıştır. TRT Gap’ta çeşitli programlar sunmuş, 1998-2000 yılları arasında TRT’de çalışıp, bir hastanede halkla ilişkiler müdüreliği yapmıştır. 2006 yılında ise Kanal D’de “İkbal’le Yaşama Dair” adlı programı sunmuştur.

Özel hayatı

2010’da kapandı. İşte kendi ağzından kapanma hikayesi:
5 Eylül 2010

Televizyonun sevilen sunucusu İkbal Gürpınar Kanal D, TRT, Samanyolu TV ve Kanal 7’de çeşitli programlar yaptı. Geçtiğimiz aylarda umreye giden Gürpınar sevenleri kadar kendi çocuklarını bile şaşırtıp aniden başını örttü.

Oğlum Alper, Koç Üniversitesi Uluslararası İlişkiler’de okuyor, şubatta okulu bitecek. Bana çok kızgın, “Sen başını örttün beni diplomat yapmazlar artık” diyor. Öyle bir niyetim yoktu. İki kez umreye, bir kez hacca gitmiştim. 25 Mart’ta üçüncü kez umreye gittim. Tavaf namazında secdede iken, “Artık saçını açmamalısın” diye bir ses duydum. Önce biri söylüyor zannettim. Namazı bitirdim ve titremeye başladım. Deliriyor muyum diye çok korktum. Koşarak otele gittim. Kanal 7’nin Genel Müdürü Mustafa Çelik’i aradım. “Böyle bir ses duydum. Başımı örtsem nasıl olur?” dedim. Çelik, “Kapatsan da başımızın tacısın, kapatmasan da” dedi. Küçük oğlum Efe’den dolayı bu işten sıyırırım diye düşündüm. Çünkü o ne zaman beni namaz kılarken yakalarsa başörtüsünü açardı. Kapıdan girdim, “Ne komik olmuşsun” dedi ama açmadı. Ben de bir daha başımı açmadım. Allah belki bir plan uyguladı hayatımda. Başta başım örtülü olsaydı bu noktalara gelemezdim. Hakaretler, iftiralar geldi başımı örtünce. Cemaatlere üye olmuşum, onlardan para almışım. İnternet sitesinde böyle yorum yazan 50 kişiye tazminat davası açtım. Çatır çatır para ödeyecekler.

Ama ilk örtünmem ilkokuldayken oldu. İlkokul üçteyken babam hacca gitmişti. Babamın bir arkadaşı, “Hacdaki babanın kızı başını örterse hac sevabı alır” dedi. Babam hacdayken başımı örttüm. İzmir’de açıktı ama Kırıkkale’ye tatile geldiğimde örtüyordum.

Bir Ankara yoculuğunda üç dakikayla otobüsü kaçırmıştım. Sonrakine bindim. O kadar yorgunum ki gözümü açamadım. Ankara’ya geldiğimizde uyandım, baktım ayaklarımızın altı ceset dolu. Kaçırdığım otobüs kaza yapmış. O gün beş vakit namaz kılmaya başladım. Başını örtüp namaz kılmamak olur mu? Siz tamamen örtmüşsünüzdür ama bir bakışınızla bir erkeği baştan çıkarmışsınızdır, Allah sadrda olanı bilir. Başımdakine bir sürü kadın örtünme demiyor ama ben şu anda bunu yapabiliyorum. Bende hipoglisemi var o yüzden oruç tutamıyorum.

– Kaç çocuğunuz var? Kaç kere evlendiniz?
Biri 30 yaşında biri 11 yaşında iki çocuğum var. 3 kere evlendim.

– 3 kere evlenmiş olmak sizi üzüyor mu? Başarısızlık gibi hissettiriyor mu?
Kitabımda bu yüzden evlilikle ilgili bir bölüm yazdım. 3 kere boşanmış bir kadın nasıl ara buluculuk desteği verebilir insanlara? Yapılmaması gereken neyse hepsini öğrenmiş oldum yaşayarak. 2 eşimin affına sığınarak söylemek istiyorum. Eğer bu günkü bilgi birikimim olsaydı, herhâlde ben ilk eşimden hiç ayrılmamış olurdum.

Eşine açtığı boşanma davası

İkbal Gürpınar: Eşim beni dövüyor dedi ve boşanma davası açtı
28.07.2015

 

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir