Modacı Tanju Babacan ile Yıldız Evrimi | Tesettür Giyim Blog

Modacı Tanju Babacan ile Yıldız Evrimi

26 Ağu 2014

 

Tanju Babacan Red Beard ile her sezon Fashion Week’te koleksiyonlarından çok söz ettiriyor. 2014 Mercedes Benz Fashion Week İstanbul Karaköy Antrepo 3’te gerçekleşen defilede, Astro Winter “Yıldız Evrimi” koleksiyonu ile güzel bir sosyal sorumluluk projesine daha imza attı.

Levent’teki moda evinde ziyaret ettiğimiz Tanju Babacan; koleksiyonlarını, çalışmalarını, tesettüre bakışını, günümüz tesettürünü ve bunların yanı sıra özel hayatını bizimle tüm samimiyeti ve içtenliği ile paylaştı. Uzun soluklu sohbetimizden Tanju Babacan hakkında tüm merak edilen sorulara cevap bulabilirsiniz.

Merve Uzun: Tanju Bey öncelikle çalışma şeklinizden bahseder misiniz?

Tanju Babacan: By Tanju Babacan olarak Couture hizmetimde insan ayrımı yapmadan herkese hizmetimi veriyorum. Tabii balık elbise isteyen tesettürlü bayanlar müstesna. Erkekli bayanlı karışık bir yerde, tesettürlü bir bayanın balık elbise giyinecek olmasına, kişinin keyfi yüzünden etiketimi zedelemek istemiyorum, bu yüzden yapmıyorum. Ama tabi koleksiyonumdan alıp giyinmişse ona karışamıyorum.
Red Beard markası olarak bakarsak, 2013 yılından bu yana Red Beard hazır giyim koleksiyonu hazırlıyoruz. Red Beard olarak cinsi, dini olmayan bir line yapıyoruz. Deri, kürk kullanmıyoruz. Doğa yanlısı bir markayız. Herkese hizmet bizim görevimiz.
Koleksiyonumu da giyinilebilir ölçülerde hazırlıyorum. Defile de bizi izleyen her bayan bizim koleksiyonumuzun bir parçasından faydalanabilmesini istiyoruz. Mesela ilk defa İslamiyet kokusunu gösteren koleksiyonum Hurafe oldu. Hurafe koleksiyonumu insanlar bekliyor, istiyor diye değil, o dönem gerçekten hurafelerim vardı ve bu koleksiyon çıktı.

Merve Uzun: Hurafe koleksiyonunuz da çok güzeldi. Özellikle tesettür camiasında çok konuşuldu, gerçekten tebrikler. Red Beard AstroWinter “Yıldız Evrimi” koleksiyonunuz oldukça sıradışı ve ses getiren bir konsepteydi. Biraz bahseder misiniz? “Yıldız Evrimi” nasıl oluştu.

Tanju Babacan: Teşekkür ederim. Bu ülkede zahmetlerin ses getirmesinden ziyade, showsal şeyler ses getirir. Ya manken düşmeli ya da başka bir şey. Ama bizim mesleğimizle ilgili doğru kişilere ulaştı. Dediğiniz üzere ses getirdi. Koleksiyon olarak da ses getirmesi; biliyorsunuz bizim bütün koleksiyonlarımız da mutlak sosyal bir sorumluluk projesine imza atmaktır amacımız. Türkiye Astronomi Derneği bize danışmanlık verdi ve İstanbul Üniversitesi güneşi izleme şansı verdi. Astrominin ne kadar kıymetli bir şey olduğuna ve astoloji – astronomi arasındaki farklılığa parmak basabildiysek ne güzel. Red Beard Astrowinter koleksiyonunun belirli bir yüzdesi Türkiye Astronomi Derneğine bağışlanıyor, hem birşeyler daha yapabilmek adına, hem de ticari bir destek olmak adına çalışıyoruz.
Ses getirdik çünkü; çok renkli bir koleksiyon yaptık. Bir yıldızın oluşumu zaten çok dikkat celbedecek bir şey. Ayrıca başlardaki ve ayakkabılardaki farklı tavrımız. Onu da şuna bağlıyorum; Yaradanın bu matematiğini izlerken, birkaç yüzyılda değil, büyük yıllarda oluşan bir yıldız evriminden bahsedecektik ve bunun içinden çıkamazdık, buna biraz mizah katmak gerekiyordu. Biraz daha mizah kattık. Ama bu işin profesörleri, doktorları defileden bir gün önce gelip koleksiyonu incelediklerinde, her biri yıllarca bu işin eğitimini aldığı için koleksiyondaki parçaları inceleyerek hangi evreler olduğuna bakarak isimlerini koydular, bu da bizi çok mutlu etti.

 

Merve Uzun: Yıldız evrimi koleksiyonunda her biri aslında ayrı ayrı giyinilebilecek kıyafetler, ama defilede bize sunuş tarzınız o kattığınız mizah sebebiyle giyinilemeyecek gibi algılanması çok normal. Şuanda bile burada incelediğimde görüyorum ki, küçük dokunuşlarla tesettürlü bir bayan dahi bu koleksiyondaki bazı parçaları kullanabilir.

Tanju Babacan: Evet benim parçalarımın her biri giyinilebilecek parçalar ama biz Fashion Art çalışıyoruz yani çok ketjil davranmıyoruz. Fashion Art, yani bir parçamızı giyindiğiniz zaman; Tanju Babacan etiketli olduğu farkedilmesi de önemli veyahut bunu idrakta olmasa bile bu bir tasarım ürün diyebilmeli.
Sektör ünlülerini kullanıyoruz biliyorsunuz. Selebriti derdinde değiliz, çok ünlü dostumuz var ama biz istediğimiz de selebritinin de selebritini çıkarıyoruz. Ben “buraya çıplak geldim” koleksiyonunda Nil Karaibrahimgil’i çıkardık. Ayrıca Seyfi Dursunoğlu biliyorsunuz çıktı. İlla bir ünlü çıkarma gibi bir derdimiz yok. Daha elbisesel duruş verebilmeleri adına koleksiyonu sektör ünlüleri ile çıkarmayı tercih ediyorum. Provalara geldiklerinde bu kadar farklı olacağımızı anlamıştık.

Merve Uzun: Fashion Week’te diğer modacıların koleksiyonunu inceleme fırsatınız oldu mu? Onlarda neye bakıyorsunuz? Ayrıca Koleksiyon hazırlama süreciniz nasıl oluyor?

Tanju Babacan: Tabii ki, zaten çoğunluğu arkadaşım. Büyük bir zahmetle herkes hazırlanıyor. Böyle bir zahmet karşısında düşman olsanız, beğenmediğiniz de profesyonelseniz, şöyle dersiniz; akorları doğru basamamış, konuya bağımlı kalamamış. Çünkü bu büyük bir matematiksel iş. Renkler, uyum, konu, sıralama, aheng… Bu matematiği yapamamış ama şu şu parçaları güzeldi deriz. Sizin bu matematikle bir alakanız olmamasına rağmen bunu farkedersiniz ama hiç farketmeseniz bile en çok beğendiğiniz bir model mutlaka olur. Ben dikiş kalitesine bakıyorum… Bunda bile bazen göz ardı edebiliyoruz. Çünkü Türkiye’deki moda editörleri de göz ardı edebiliyorlar. Yani çok kısa zamanda hazırlanıyor. Biliyorsunuz Türkiye’deki modacılar mağazalı modacılar değiller, hep salon usulü çalışıyoruz. Bu salon hem işleyecek hem de koleksiyon hazırlanacak. Hepimiz son 1 ayda 2 ayda hazırlıyoruz. Ben bundan önceki koleksiyonumda Nişantaşı’ndan Levent’e geçişim ve babamın vefatı sırasında morel bozukluğu ile son 2,5 hafta kala, Özlem Kaya bana koleksiyonu sorduğunda, elimde sadece tek bir model vardı. Mutlu olmak da çok önemli. Enerjiniz mutlaka yansıyor.

DSC_0069-manset

Merve Uzun: Red Beard altında kaç koleksiyonunuz var? Franchising vermeyi düşünüyor musunuz?

Tanju Babacan: Ben Buraya Çıplak Geldim, Generation Line ve AstroWinter koleksiyonu ile 3 oldu. Ben 22 senedir Couture hizmet veriyorum. Burçin bey ile artık franchising vermemiz gerektiğini ve talep olduğunu konuştuk. Bunun için en az 3 koleksiyon yapmamız gerekiyordu. 3 koleksiyonu yaptık. Şuan görüşmeler sürüyor. İmza yakınlığında görüşmelerimiz var Allah’ın izni ile yakın zamanda çeşitli yerlerde By Tanju Babacan Red Beard mağazalarını göreceğiz diye düşünüyorum. Red Beard markasının kurulmasındaki bir başka amaç ise, genç tasarımcılara buradan müjde vermek istiyorum; artık Tanju Babaca Couture hizmetine ara verecek, Red Beard altında genç tasarımcılar imkan sunacak, Red Beard’a çalışabilecekler. Tabii ki benim direktifimde olacak. Önemli olan markanın yürümesi.. Moda kreatörü yine ben olacağım fakat altında bu hizmeti vermek zorundayız. Yeni kanlar almalı ve onlara imkan sağlamalıyız.

Merve Uzun: By Tanju Babacan etiketli gelinlikler bir başka güzel oluyor.. Göz alıcı modellerinizin yanı sıra sade gelinlik modelleriniz de kendine hayran bırakıyor. Siz en çok gösterişi mi sadeliği mi seviyorsunuz?

Tanju Babacan: Evet gelinliklerim çok beğeniliyor. Kişinin tercihleri doğrultusunda bir tasarım çıkıyor ortaya. Evlilik çok kutsal ve düğünün başrolünde gelin ve damat var. Gelin; ışıl ışıl olmalı ve o özel günde en özel haliyle çıkmalı davetlilerin karşısına.. En son mesela tamamı kristal taşlarla bir gelinlik tasarladık. Ekibim acaba yeter mi bu kadar kristal diye beni uyardı fakat biliyordum ki müşterim daha fazlasını isteyecekti ve öyle de oldu. Yani tamamen kendisi belirliyor sade mi gösterişli mi olacağını.. Tabii bana bırakılırsa yönlendirme yapıyorum. Ama gelinliklerin biraz ışıltılı olmasından yanayım yani şöyle ki, 5 masa öteden buradayım demeli. Bunu taşlarla da, dantellerle de dedirtebiliriz. Çok şükür gelinliksiz bir sene geçirmedik. Sezon ile biz gelinlik çalışmaya başlıyor ve sezonu bitirene kadar çalışıyoruz.

Merve Uzun: Tesettür camiasının giyimini nasıl buluyorsunuz?

Tanju Babacan: Tesettür camiasının giyimini çok rüküş buluyorum. İyi olanlar da var ama iyi olanları da kategorize ediyorum. Çünkü o kendi üzerindeki markalar doğrultusunda iyi hissediyor. Şöyle düşünün; altınız da son model bir araba var ama siz iyi bir şöför değilsiniz. Trafikte araba mı önemli, yoksa iyi bir şöför mü olmak önemli? Yakıştırmak çok güzel ama karıştırmadan yakıştırmak!
Açık bir hanımla ilgili örnek verecek olursak; bir sürü mücevherleri vardır ama hepsini bir den takmaz. Parça parça takar… Bundan bahsediyorum. Abartmamak lazım.

Merve Uzun: Peki tesettür giyim neden bu noktaya geldi?

Tanju Babacan: Öncelikle güzel bir tesettür markası yok. Doğru referansta doğru hizmet eden bir marka yok. Türkiye tasarımcılarına dönersek, Türk tasarımcılarının hepsi kişisel olarak; ferdi servislerinde, müşteri olarak tesettürlü, açık, çinli, japon fark etmez. Bir tasarımcı dükkanına kör de girse, topal da girse mesleki ahlakı gereği hizmet vermek zorunda. Ama bir modacı tesettür line bir mağaza açmıyor görüyorsunuz ki…

Merve Uzun: Neden tesettür giyimle ilgili bir koleksiyon hazırlamıyorsunuz?

Tanju Babacan: İslamiyetle ilgili ticarete dökülecek bir şeyler varsa, bunu en kolay ve en iyi yapabilecek kişi benim, çünkü bugün ben “By Tanju Babacan Tesettür Line” açsam inanılmaz satış yapabileceğimi biliyorum. Fakat; böyle teklifler olduğu halde yapmak istemedim.
Şunu gördüm; bu kadar kapanma çeşitleri, kapalılığın farklı boyutları, abartan insanlar, onlara kızıyorum. Abartıdan kastım başını kapatıp, alt kısımları açanlar… veya her yeri düzgün kapalı ama büyük dikkat çekme arzusu olan insanlar…
Ben ayeti okuduğumda; “örtününüz” olarak buyrulduğunu görüyorum. Bu Rabbim’in emri, ancak karşıdaki hanımefendi ne derece anlıyor veya bunu nasıl algılıyor? Kendisi nasıl örtünme şeklini benimsiyor bilemem. O onun kararı Rabbim’le aralarındaki muhabbettir. Görüyoruz ki; tarikatlara, caddelere, semtlere göre örtünme şekilleri var. Aynı kitap’ı referans alarak nasıl bu kadar farklı anlıyabiliyoruz, bu da enteresan.. Tamam anlayalım; ama şafii anlamanızın dışında, grupsal olarak kendinizi ifade etmenin örtünme şekli bu olsun dersek! O zaman kendinizi diğer müslümanlardan farklı görüyorsunuz demektir.
1- Ben bu örtünmenin stilisti olamam. Her sezon farklı örtünme şekli öneremem.
2-Ayrıca ben kimim ki; Rabbim’in kulu ile arasındaki “örtünün” ifadesini bir stil yapabileyim. Bunu da yapamam.
3. olarak; Şuna inanıyor gönlüm; Eğer şık olmak için örtünüyorsanız, o şıklığı yakalayamazsınız, trend olursunuz. Ama Allah rızası için kapanıyorsanız; bakın o zaman çok şık olabilirsiniz.
Bana yıllar evvel “Bugün ne giysem tesettür” yapalım şeklinde teklif geldi. Dedim ki; buraya 3 tane tesettürlü hanımdan, biri baştan sona marka, diğeri pazardan, sağdan-soldan yakıştırarak giyinse ve diğeri de dümdüz gri bişey giyinse gelse; 3’ünün ortak paydası kapalı oluşu! Ama gri dümdüz giyinene bakarsınız ki yüzünden nur parlıyor, şimdi soruyorum size bunların hangisi şık? Rabbim şıklığı takva da aramıyor mu?
Ben tesettürlü bayanların süslenmelerine katkı sağlayarak oradan bir gelir elde etmek, bunu ticarete dökmek istemiyorum. Ben daha farklı nasıl faydalı olabilirim onu düşünüyorum. Mesela camiilerdeki ayak kokularına nasıl bir çare bulunabilir veya daracık pantolonları giyinip namaza duran beyler için camiye girer girmez giyinebilecekleri bir üstlük mü yapmak lazımdır, ben bunların peşindeyim. Yani İslamiyete bir hizmet yolunda devletsel bir yaklaşımla gelinse neden yapmayayım. Herkes işin süsünde…

Tanju-Babacan-roportaj

Tanju-Babacan-roportaj-2

 

Merve Uzun: Günümüz ve eski tesettür giyimi nasıl yorumluyorsunuz?

Tanju Babacan: Eskiden insanlar giyinmiyorlar mıydı? Tabii ki giyiniyorlardı ama sistem farklıydı. İnsanlar o zamanlarda açma derdinde değildi, artık açma derdindeler. Eski mantolara ve pardesüleri hatırlayın, düz bol kesim. Ama şimdi bayanlar vücuda oturmayan pardesüyü almıyorlar. Hatta artık markalarda üretmiyor. Tesettürlü bayanın dış kıyafeti neden beline oturuyor? Bunları sorgulamak lazım. Eskiden boldu şimdi dar. Eskiden sadeydi şimdi süslü. Ben anlamıyorum açıkçası. Bir örnek verelim; Jennifer Lopez’in Dolce Gabbana’ya gidip ” ben bol bir kıyafet istiyorum” dese, Dolce Gabbana çirkin bir tasarım mı yapacak? Bol çirkin anlamına mı geliyor? Olabilir mi olamaz… Bolda da çok şık tasarımlar yapabiliyoruz. O zaman şöyle ki; kıyafet alırken veya tasarlatırken bol olması gerektiğini bilmeliyiz. Referansı iyi almalıyız.
Ben önümüzdeki zamanlarda çok iyi tesettürlü tasarımcının çıkacağını düşünüyorum. Böyle bir kaç öğrencim oldu, şuanda da yurtdışında eğitim alan. Güzel tesettürlü ve islam ahlakını bilen güzel insanlar. Onlardan iyi şeyler bekliyorum açıkçası.
İnsanların özgürlüklerini, inançlarını, kılık kıyafetlerini kısıtlayacak mercii biz değiliz. İslamiyetin kaidelerine uyup uymamasını yargılayacak kişiler biz değiliz. Ama ölçüler vardır ve buna uyulmalıdır.
“Biz gerçekten tesettürü mana olarak yansıtacak bir koleksiyon hazırlayalım” şeklinde hiç bir kuruluştan teklif gelmiyor. Kimse bunun derdinde değil. Büyük markalar neden bu yanlışa giden yolda düzenlemeye gitmiyor. Böyle bir teklif gelse hayır mı diyeceğiz? Ya da insanlar onları alıp giyinmeyecek mi? Bence asıl soru bu? Bu büyük tesettür giyim markaları neden bir şeyler yapmıyor? Neden danışmanlık almıyorlar? Neden tesettüre gerçek manada yer vermiyorlar?

Merve Uzun: Genç tasarımcılara önerileriniz nelerdir?

Tanju Babacan: Öncelikle okul bitince aileler artık çalışsın para kazansın dememeli. Amaçları para kazanmak olmamalı, önce bir atölyeye girmeli, uygulama yapmalı ve gerçeği görmeli. Hatta bir atölyede değil bir kaç atölye de çalışmalı. 1- 2 sene eğitim aldığını düşünerek, para kaygısı olmadan çalışmalı ve o havayı solumalı. Gayret göstermeli. Ben eğitim de verdiğim için biliyorum ki; boyun çizemeyen birine dahi, vücut yapmayı hatta onun üzerine elbise de çizmeyi öğretebilirsiniz. Ama içinde olması kaydıyla. Allah tasarım kabiliyeti vermediyse olmaz. Şimdi üniversiteler de bir süzgeç yok ve herkes o sıralarda. İki çizim yapan herkes tasarımcı olmaya çalışıyor ama biz ressam aramıyoruz. Tasarım kabiliyeti olan arkadaşlar arıyoruz.

Merve Uzun: İslamiyet ve ibadetle ne zaman tanıştınız?

Tanju Babacan: 38 yaşındaydım şuan ise 45 yaşındayım. 7 sene oldu. Bir gün camii den çıktığımda yaşlı bir amca bana şöyle demişti ” Oğlum sen şimdi sabah güneşi gibisin, biz artık öyle değiliz” çok etkilenmiştim.

Merve Uzun: İslamı keşfiniz ve ibadete başlayışınızı neden açıklama ihtiyacı duydunuz?

Tanju Babacan: Bunun sebebi; belki bir kişi de benden görüp, olabiliyormuş… İsteyince tövbe edilebiliyor ve değişebiliniyormuş desin diye… Birine bir faydam olur diyeydi. Ben ibadete başladıktan 2 sene sonra açıkladım. Bir ıspat durumunda tabii ki değilim. Hiç bir tarikata bağlı değilim. Herkesten birşeyler öğrenebilirim.

Merve Uzun: Tanju Bey hiç keşke dediniz mi?

Tanju Babacan: Keşkelerim oldu. “Acaba ibadet ettiğimi hiç açıklamasa mıydım?” dediğim zamanlar oldu. Ama o kadar güzel sorunlarla karşılaştım ve bu sorunlara nacizane yardımcı olmaya çalıştım ki, o zaman bunları öğrenmemiş olacaktım. Keşke dedim; çünkü hemen ibadetim göz önüne konultu. Hata yaptığım zaman da dahi klişe olarak “bir de namaz kılıyor” dendi. Yani sizi hem ibadetinizle yargılayabilirler, hem de inancınızla siz satışta bulunabilirsiniz.

Merve Uzun: Yaşadığınız bu yolculuğu nasıl yorumlayabilirsiniz?

Tanju Babacan: Ben şunu gördüm Kur’an-ı Kerim’de; yalınlıklar içerisinde bir hijyen, şık yaşam biçiminin size ruhani olarak verdiği kalite,haz. Haz sizi mutlu kılar. Aynı şunun gibi; sırçalı köşkte de otursanız, eğer beden köşkünün içerisinde mutlu değilseniz, sırça köşkün bir manası ve anlamı kalmıyor.
Çok yalnızım! Çünkü şunu da yakaladım; aynı yönde baktığın insanla dahi, eğer ki bir yaptırımdan korkunuz yoksa; aynı islamiyeti konuşurken arkadaşınızla bile tartışmaya girebilirsiniz. Bu durumda, nasıl Kur’an-ı Kerim’de müteşabih ayetler vardır; biz de kendi içimiz de her bir birey müteşabihiz. Siz beni bir yere kadar tanıyabilirsiniz veya inancımı anlayabilirsiniz, ya da ben sizi.. Bir noktadan sonra gönlümüz ayrılabilir.
İbadet yolculuğumdan sonra; belirli balanslarım gelişmeye başladı. Sıkıntıya düştüğümde bir psikologa sığınmaktansa, Rabbime sığınıyorum. Benim sıkıntım en fazla namaz vakitleri arasında kalır. Secdeye vardığım zaman yine ben o sıkıntıyı giderecek noktayı bilirim.
İbadet bana, egomu, kibrimi törpülememi sağladı.

Merve Uzun: Modacı kimliğiniz de bir değişiklik oldu mu?

Tanju Babacan: Ben modamı yapıyorum. İbadetle tanışmadan önce ne yapıyorsam, aynısını devam ettiriyorum. Hiç bir değişiklik olmadı, çünkü olamaz.. Bu bastığım yerin Rabbi de aynı, Musevinin, Hristiyanın Rabbi de aynı. Yani ben ibadet etmezken yine aynı tasarlama kabiliyeti nakşekmişti ruhuma. Ben yine aynı şeyi yapıyordum. Modacılığımda o zaman ki tasarlama kabiliyetim hiç bir şekilde değişmedi. Yani isterse insan ateist olsun; Yaradanın verdiği bütün mükafatlar, sözler onun ve hepimiz için geçerlidir. Bizim bakmamız gereken ise, haddimiz, çünkü o bir gün seni gelip geçebilir, bilemezsiniz. Modamın rengi yok, dini yok, inancı yok, trendi bile yok. Ben dünya trendlerini bile takip etmeyen bir modacıyım. Moda kanunlarına göre bile hareket etmeyen bir adamım.

Tanju-Babacan-roportaj-3 Tanju-Babacan-roportaj-4

Merve Uzun: Sakalınızı kırmızıya boyamaya nasıl karar verdiniz, Red Beard markası ile mi böyle bir şey çıktı?

Tanju Babacan: Hayır, önce sakalımı boyamıştım sonrasında zaten Burçin Bey hazır giyim markası hazırlığındaydı ve ismin Red Beard olmasına karar verdi. Marka ismimiz ve logomuz da güzel oldu diye düşünüyoruz. Hatta logo çıktığı zaman Nil Karaibrahimgil dünya normlarında bir çalışma yaptığımızı söylemişti ve çok sevinmiştim.
Sakalımı boyamak ise şöyle oldu, sünnete uyan sakallı bir arkadaşım ile Nişantaşı’nda yürürken insanların ona bakışları ile o kadar ötekileştiriyorlardı ki, ona bir şey söylemiyor ama çok üzülüyordum. Sonra zaten tembel olan sakalımı uzatınca, annem “Hu” cu mu oluyorsun deyince, anladım ki ötekileştirmeyi bana yapacaklardı ve bende kırmızı ya boyadım. Memnunum iyi ki de yapmışım.

Merve Uzun: Kırmızı sakalı seviyorlar mı peki? Tepki aldınız mı?

Tanju Babacan: Aslında seviyorlar, çünkü çok az insandan negatif enerji aldım. Yani büyük çoğunluk sevdi. Sokaklarda, umrede her yerde pozitif yaklaşım alıyorum. Biliyorsunuz ki defile da alkış iki kere olur. Bir başlangıçta bir de bitişti. Ama bizim son defilemiz de iki mankenizin sakalları kırmızı olarak podyuma çıktılar. Serhat Kaynarpınar ve Amerikalı bir arkadaştı. Serhat Kaynarpınar’ın kendi sakalını boyadık, Amerikalı arkadaşınki peruktu. Podyuma çıktıklarında alkış aldılar ve bunun bana olan sempatilerinden kaynaklandığını düşünüyorum. Serhat hala kırmızı sakallı ve bana rahatsız olup olmayacağımı sordu ben de sıkıntı olmadığını söyledim. İş teklifleri alıyormuş. Hatta onu ben sananlar oluyormuş 🙂 Güzel şeyler bunlar.

Merve Uzun: Umre’ye bir keresinde sakalınızı kahverengine boyayarak gitmişsiniz nedeni nedir?

Tanju Babacan: Evet bir kere boyayıp gittim ve bana ilk zemzem uzatan insan kırmızı sakallı çıktı, çok şaşırmıştım. Ben niye kırmızı gelmedim diye sorgulamıştım. Sonra kırmızı sakallı gittim, Pakistanlı kardeşlerimizden maşaallah diyerek olumlu tepkiler aldım. Ama bir keresinde Ramazanda gitmiştim ve yanıma birileri gelip siz Tanju Babacan değil misiniz diye sormuştu. O an tanınmanın verdiği haz ve ego, manevi duygularımla çatıştı. Bu yüzden bir daha Allah nasip eder gidersem, kırmızı sakallı gitmem.

Merve Uzun: Yıllar önce verdiğiniz bir röportajda, “mücevher gibi bir cami” yapma arzusundaydınız. Neden olmadı bu istek?

Tanju Babacan: Olmadı, çünkü konfeksiyonel camiileri yapmayı seviyorlar. Oysaki bebek, arnavutköy sahilini bir gezin sık sık butik, küçük camiiler vardır. Herbirinde farklı karakterler vardır. Ama şimdiki camiiler devasa kocaman.. Fatih Belediye Başkanı sağolsun talebimle çok ilgilendi. Fakat orası biliyorsunuz zaten tarih kokuyor ve bir tarihi binayı da alamazdık. O şekilde kaldı.

Merve Uzun: Son olarak eklemek istedikleriniz nelerdir?

Tanju Babacan: Moda tarihçesine şöyle bir baktığımız zaman, bu günün maçolarının daha evvel etek giyindiğini görürsünüz. Moda kırılmaya, değişmeye ve tarihten hep faydalanmaya mahkumdur. Yarın ne giyeriz, teknoloji ne olur, hangi yıllardan, yüzyıllardan faydalanırız belli değil. Ama yalnızca üstünüze giyindiğiniz bir şeydir. Bu bizim dış etiketimiz olamaz. Bizim etiketimiz; bakışımız, tavrımız, ahlakımız, konuşmamız, duruşumuzdur. Bunu düşünüyorum. Ve bunun ıspatı da zaten ruhunda olan bir bayanı gönder pazara, en şık kıyafetlerle gelir. Veya size kendisini çok iyi ifade eder.
Ayrıca şunu da tesettürlü bayanlara söylemek istiyorum; kapanma sebebinin ne olduğunu bil, ona göre davran…

Tanju Babacan’a samimiyeti, açık sözlülüğü ve bize vakit ayırdığı için teşekkür ederiz.

Tanju Babacan Moda evi görselleri;

Tanju-Babacan-moda-evi Tanju-Babacan-moda-evi-2Tanju-Babacan-moda-evi-3

Paylaş

Tesetturgiyim.com Genel Yayın Yönetmeni olan Merve Uzun, kariyerine Modanisa.com'da Marka Müdür Yardımcısı olarak devam etmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir