Neden Kilo Veremiyoruz?

09 Mar 2016

Cemreler düştü… İlkbaharın gelişiyle doğa yenileniyor, pek çok kişi de kilo verip yenilenmek için detoks araştırmalarına başladı bile! Diyet yapsam da kilo veremiyorum, su içsem yarıyor ifadeleri pek çoğumuzun kulağına gelmiştir. Peki neden kilo veremiyoruz?

Kilo vermek için pek çok yöntem mevcuttur, diyet ise bunlardan en çok bilinenidir. Ancak pek çok kişi belli bir dönem diyet yaptıktan sonra, diyeti bırakır bırakmaz fazlasıyla kilo alır. Diyet beslenme alışkanlıklarımızı düzenlemek için bir yöntemdir ancak sağlıklı yaşam diyet yapmaktan fazlasıdır.

Fazla KİLOLARIN BAŞ DOSTU: DUYGUSAL AÇLIK:

Üzüldüğünde buzdolabının kapağını açıp yemek yiyerek rahatlayan insanları pek çoğunuz duymuşsunuzdur. Üzüntüyü yemek yiyerek gidermek duygusal açlığın göstergelerinden birisidir ve kilo almanın başlıca sebeplerindendir. Peki ya bir şeyi duygusal açlıktan mı, yoksa gerçekten acıktığınız için mi yediğinizi nasıl anlayacaksınız?

istek mi ihtiyaç mı

BU YİYECEK “İSTEK Mİ; İHTİYAÇ MI?”

“Amacımız diyet yapmak değil, sağlıklı beslenmeyi yaşam biçimine dönüştürebilmek!” diyetisyenlerin klasik sözüdür. Pek çok kişi bir ya da iki ay diyet yapıp, diyet biter bitmez eski yeme alışkanlıklarına geri döner ve verdiği kilonun fazlasını geri alır. Buradaki temel nokta “açlık ve istek” ayrımına varabilmektir. Bir şey yemeden önce kendinize sormanız gerekir, yiyeceğim bu şeyi aç olduğum için mi yiyorum? yoksa yalnızca istediğim için mi yiyorum?”.  Bu bir istek mi, yoksa bir ihtiyaç mı? sorusuna cevap verebilmek, yiyecekleri kontrol etmemizde etkili ve önemli bir adımdır. Deneyin ve Görün!

KARAR VERMEK!

Bir şeye başlamanın ilk adımı ona KARAR vermektir. Neden kilo vermek istediğinizi içeren bir sebepler listesi oluşturmak, kilo vermenin sizin hayatınızda ne anlama geldiğini belirtecektir.

Kilo verdiğimde daha güzel görüneceğim, Kilo verdiğimde eski kıyafetlerimi giyebileceğim, Kilo verdiğimde daha mutlu olacağım…. gibi maddelerden oluşan bir liste hazırlayın. Bu karar listesini oluşturmadan asla diyet yapmaya başlamayın, zira karnınız acıktığı ilk dakikada kolay olana kaçarak mücadele etmemeniz an meselesi… Hayatta neler neler için kafa yoruyoruz. Yıllarca sizi taşıyan bedeniniz için de bir iki saat kafa yormak sizce çok mu?

stress_feature

STRES…

Bazıları diyet ve spor yapsa da -vücutlarında insülin direnci gibi tıbbî bir sebep olmaksızın- kilo verememekten şikayetçi olmaktadır. Stresli aile ortamı ya da iş ortamında yaşayan kişilerde stresin tolere edilememesine bağlı yoğun kortizol hormonu artışına sebep olur. Kortizol, kan şekerinin yükselmesine neden olan glukokortikoid hormonları sınıfına dahil olan ve böbreküstü bezlerinden (resimdeki renkli kısımlar) salgılanan bir hormon türüdür. Stresli ya da hayati tehlikenin olduğu bir durumla karşılaşıldığında vücut kortizol salgılamaya başlar. Böylece vücudu tehditle savaşmak veya ondan kaçmak için hazırlar. Ancak uzun süre kortisol yükselmesine maruz kalmak kan şekeri dengesini bozarak kilo alımına sebebiyet verir. Bu yüzden stresi tanımlamak, stres yaratan olaylar karşısında yapılacak davranış ve tutumlar, stres ile başa çıkma konusunda önemli rol oynar.

0758c262f91038f6_95773795.preview

DİYET ÖNCESİ RUHSAL DETOKS..

Nasıl ki bedenin beslenme dengesi varsa, ruhun da beslenme dengesi vardır.  Benliğinizi rahatsız eden negatif çocukluk deneyimleri, adaletsiz iş yerinde çalışmak, bitmek bilmeyen trafik, insanların iki yüzlülüğü, ekonomik sıkıntılar, hastalıklar, ölüm, hepsi ruhunuzu sıkan olaylar olarak karşınıza çıkmaktadır. Pek çok kişi tüm bunlardan kurtulma yolunun bunları unutmaktan geçtiğini düşünür. Sanılanın aksine unutmaya çalışmak, zihninizin bunlarla daha çok meşgul olmasına zemin hazırlar. Tıpkı bir nehrin akışı gibi hayatın akışı içinde olan bu ögelerin, akıp geçmesine izin vermek, kabullenmek ve bazı şeyleri affetmeyi öğrenmek gerekiyor. Affetmek yapılan kötülüğü unutmak ya da ona sessiz kalmak değil, aksine yapılan kötülüğü bilmek ama buna rağmen kötülük yapana düşmanlık beslememeyi seçmektir. Kötü bir olayla karşılaşmayı kontrol edemeyebiliriz, ancak kötü bir olarak kötülükle karşılık vererek bedenimizi yormayı, duygusal yükler altına girmeyi tercih etmek yerine affetmeyi seçebiliriz.

Kilo vermek biyopsikososyal bir süreçtir. Duygusal yükler, duygusal açlık, stres ve yetersiz özdenetimin farkına varmadan diyet yapmak bir süre aç kalmanın sonucunda bedensel zayıflığa erişilse de, kısa zamanda aynı kiloların fazlasıyla geri alınmasına zemin hazırlar. Bu yüzden bedeninizi düzenlerken, psikolojik düzenlemeleri de yapmanız gerekmektedir.

Peki şimdi kilo vermeye hazır mısınız?

Paylaş

1989 yılında Bursa'da doğdu. 2011 yılında International University of Sarajevo'dan fakülte ikincisi derecesiyle psikoloji bölümünden mezun oldu. 2014 yılında Üsküdar Üniversitesi SBE Klinik Psikoloji Yüksek Lisansını tamamladı, Marmara Üniversitesi'nde Din Psikolojisi alanında doktora yapmaktadır. İstanbul'da Anadolu yakasında "Bahar Psikoloji" Avrupa Yakasında ise "Bistanbul Danışmanlık" merkezinde danışan görmektedir. Moda psikolojisi, stil danışmanlığı, styling, ve psikoloji konularında aktüel bölümümüzde yazılar yazmaktadır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir