Serinleten Bir Güzellik: Sarajevo

09 Tem 2016

Yeşilin her tonuyla bezenmiş; nehirleri, akarsularıyla cennetten bir misal dediğimiz  doğa güzelliği sunan Sarajevo, Bosna Hersek’in göz bebeği, başkentidir. Osmanlılar döneminde Saray Ovası olarak adlandırılan Sarajevo, yüzyıllar boyu farklı etnik kökenli milletleri bir arada tutabilmiştir. Türk kültüründen çok izler taşıyan ve sokakları buram buram Osmanlı Tarihi kokan bu güzel şehri, yaz mevsiminin şu sıcak uzun günlerinde, tertemiz havasını derin derin soluyabilmek ve akarsularının serinletmeye yeten sesini dinleyebilmek için mutlaka gitmelisiniz!

dsc_5909

Avrupa’nın tam ortasında ecdadımızın mirasını karış karış gezdiğinizde yemekleri, kültürel özellikleri, hatta kullandıkları dilleriyle bile bir çok ortak noktada buluşuyor olmanın mutluluğunu yaşayacaksınız. Mesela 16.yüzyıldan beri şehrin en önemli çarşısı olan Başçarşıya girdiğinizde, işlemeli cezveleri ve fincanlarıyla meşhur bakırcılar, gümüş işlemeciler, diğer hediyelik eşyaların satıldığı yerler sıra sıra sizi karşılıyor. Çarşının hemen ortasındaki Sebil’den ise su içmeden geçilmemeli. Rivayete göre bu sudan içen herkes, bir gün mutlaka yeniden ziyarete geliyor Sarajevo’yu.

g3

Karnınız aç hissediyorsanız Bosna’nın enfes böreklerinin kokusuna dayanamazsınız. Başçarşı’ya gelip de özellikle sac börekten yememek olmaz. Kıymalı, patatesli, peynirli ve ıspanaklı çeşitleriyle börekler genellikle bizim sıvı dediğimiz bardakta yoğurtla ikram edilirken, ayrıca böreğin üzerine gezdirmeniz için ayrı bir tabakta bizim katı dediğimiz onların sos dediği yoğurt ve karabiber servis ediliyor. Sadece börek değil bizim kebap onların ise cevapi dedikleri et köftelerin de tadına doyum olmuyor. Dolma-sarma gibi daha bir çok Türk mutfağından lezzetler burada bulunuyor. Karnınızı doyurduktan sonra ‘Sevda Kuça’ denilen kahve evine bir fincan kahve, ardından “cül” dedikleri gül şerbetini içmeden Başçarşı’dan ayrılmamalısınız. Cül şerbetinin yanında Tufahija denilen elma tatlısını da tercih etmenizi ayrıca tavsiye ederim.

Burek

Geleneksel lezzetleri tattıktan sonra yönünüzü Sarajevo’yu kuş bakışı izleyebileceğiniz Tabja’ya doğru çevirmelisiniz. Nazlı bir gelini andıran şehirde; etrafı yeşil dağlarla çevrili, ortasından geçen nehir,  bir ucundan diğer ucuna uzanan nostaljik tramvaylar ve Başçarşıyı süsleyen devasa Milli Kütüphane çarpıyor, gözünüze manzarayı seyrederken. Şehrin dört bir yanında bulunan, üzerinde “1995-1994″lü tarihlerin yazıldığı beyaz mermerli şehitlikler de dikkatinizden kaçmıyor. Sıcakkanlı, sevgi ve muhabbet dolu insanlarıyla içiniz ısınırken, savaşın izlerini sadece duvarlara değil, gönüllerine de işlemiş  olan bu toprakların insanının; azmin, mücadelenin en güzel örneği ve var olabilmenin mutluluğunu çok derin yaşayan bir sevgi kahramanı olduklarına bir kez daha şahit oluyorsunuz…

 

Paylaş

International University of Sarajevo’da psikoloji bölümünden mezun oldu. Bir psikolog olarak hayatı okurken, Ankara Dost Fm radyosunda “Hayat Seferleri” programının yapım ve sunucusu olarak çalışmakta olup aynı zamanda tesetturgiyim.com’da yazılar yazmaktadır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir