Sırları İle Son Osmanlı'lar

23 Ağu 2015

Kuşkusuz asalet kelimesinin en yakıştığı hanımlar Osmanlı döneminde yaşamış olanlardır. Hazin bir hayat hikayesine rağmen zarafetlerini koruyan bu hanımlar, duruşlarını hiç bozmamaları ile hep ilgi odağı olmuşlardır. Osmanlı sultanlarının ihtişamlı kıyafetleri ve takıları büyük ilgi görmüş ve günümüzde tercih edilmeye devam etmektedir. Pek az bilinen detaylarla Osmanlı’nın son demlerinden şimdiki zamana yansıyan notları sizlerle paylaşıyoruz.

Neslişah Osmanoğlu, Sabiha Sultan’ın kızı, Hürrem Sultan’ın akrabası,  Sultan Vahdettin’in ve halife Abdulmecit Efendi’nin torunudur. Osmanlı hanedanının son üyesi… Hem sürgün hikayesi, hem de hala merak konusu olan hayatı ile ilgili detaylarla kitaplara konu olmaya devam ediyor.

osmanlı

Önce Neslişah Sultan’dan bahsederken, kendisi ile ilgili kapsamlı tek röportajın olduğunu hatırlatıyoruz. Gelelim pek bilinmeyen ayrıntılara:

Annesi Sabiha Sultan’ın Mustafa Kemal Paşa’dan gelen evlenme teklifini reddetmesi tarih kitaplarında ayrı bir yer tutar. Osmanlı Devleti yıkılınca, Fransa’ya sürgün edilen Neslişah Osmanoğlu’nun İstanbul’da bulunan konağına el konulmuştur. Bu hadise bir tek onun başına gelmiştir. Tahminlere göre, annesinin reddettiği evlenme teklifinin intikamıdır bu el koyma. Hatta bu konak mahkeme kararı ile yıkılmadan önce şimdiki City’s Nişantaşı’nın bulunduğu yerdedir. Çevresince iyi bilinen bir diğer husus, Neslişah Sultan’ın asla bu alışveriş merkezine ayak basmayışı…

Şimdiki zamandan farklı olarak aristokratlık, o dönemde  para ile ölçülen bir şey değildir. Bir kaç dil bilmek ve genel kültürden görgü kurallarına kadar her şeyden haberdar olmak lazım gelmiştir.

Bunlarla meşgul olan Osmanlı sultanları, birikim yapmayı düşünememiş. Padişahlar ise, sürgüne gönderilirken yanlarına hiç bir şey almamışlar. Son dönemde zaten maddi çöküş içinde idiler. Sultan Vahdeddin tahta çıktığında kızı Sabiha Sultan’ın, elbiselerini ters yüz ederek kullandığı kesin olmakla birlikte kayıtlarda geçer.

sabiha-sultan

Yine pek az bilinen bir diğer husus, Osmanlı padişahlarının ve sultanların taktığı her takı, giydiği her kıyafet ve kullandıkları her eşya hazine defterdarlığına yazılı bulunduğundan sürgüne gönderildikleri zaman satmalarının mümkün olmayışıdır. Bu takılar sürgüne gönderilirken zaten kendilerinden alınır. Buna kıyafetleri de dahildir.

Sürgün döneminde tuvalet bekçiliği, temizlik gibi pek çok iş yerinde çalıştıkları söylenmiştir. Ellerinde kalan ufak eşyaları satarken hemen hepsi dolandırıcıların tuzağına düşmüş. Öyle ki, hiç bir şeyin gerçek ederini bilmedikleri için çoğu eşyaları onda bir fiyatına satılmış.

Sultan Vahdettin 16 Mayıs 1926 günü akşam geç saatte vefat etmişti. 65 senelik bir hayat ve Osmanlı Devleti’nin son padişah ve son halifesi artık veda etmişti. Padişahın naaşına otopsi sonrası bir tabuta konulmasının ardından acı dolu günler yaşanır. Alacaklılar cenazesinin haczettirirler. Villa’da ne varsa, şahsî eşyalar ve sair hepsine el konulur. Padişahın cenazesi eşyalarla birlikte bir ay kadar villanın giriş katında mahsur kalır.

Abdülmecid Efendi Fransa’dan bir miktar para gönderir fakat yetmez. Cenazenin haczinin kaldırılması Fransa’daki kızı Sabiha Sultan’a nasip olur. Sabiha Sultan elinde kalan mücevherlerinden birini ve bir çift küpesini satarak babasının haczini kaldırtır.

Eski ihtişamlı günlerinden eser kalmayan hanedanlıkta pek çok acı hatıralar var. Gerçek hayatla hiç yüzleşmemiş Osmanlı hanedanına mensup hanımlar, her dönem bunun bedelini ödemişlerdir.

Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir