Lüks, Elegan ve İkon: Tom Ford

28 May 2015

Kışkırtıcı ama cinsiyetsiz tasarımları erkek veya kadın herkesin ilgisini çekiyor. Tasarımları öyle ikna edici ve davetkar ki, ona ait herhangi bir parçayı giydiğinizde, tüm kıyafetinizi onun imzası ile yeniden inşa etmeniz gerekiyor.

Tom Ford dokunuşu, kapıdan içeri girdiğiniz anda ortamı provoke eder. Tıpkı Gucci‘yi yıkımdan kurtarıp ayağa kaldırdıktan sonra gitmesi gibi. Baştan yapar, güçlendirir ve bırakır…

Az sonra okuyacaklarınız, günde üç saat uyuyan, elinde not defteri ile gezen ve ilk aşkı Gucci marka Loafer olan bir adamın öyküsüdür…

rumor-tom-ford-for-hm-1

1962 Teksas doğumlu. İyi giyinen bir ailenin çocuğu. 12 yaşında annesinin hediyesi Gucci loaferler, onun lüksle ilk tanışması sayılıyor. 17 yaşında New York’ta bir sene sanat tarihi okuyor, reklamlarda oynuyor ve sonra Parsons School of Design‘da mimarlık okumaya karar veriyor. Okulun son senesinde yine bırakıyor. Paris Parson’s moda okuluna gitmeye karar veren Tom, buradan mezun oluyor. Yani sadece düşünmüyor, ne istediğini arıyor…

Tomford

Mezun olduktan sonra  Chloe şirketinde halkla ilişkiler pozisyonunda çalışan Tom Ford, istediğini almadan bırakmayacaktı. Aslında bırakacaktı, tek fark istediğini almak için gidiyordu. Bu tasarımlarda Chanel‘in ikonik baklava desenleri ile yumuşacık derisi olan büzgülü çanta çok şey anlatıyor. Bu model o tarihlere ait olmasa da hala Tom’un izleri var.  Diyor ki Tom; “Siz muntazam görünecek tasarımlar yaparken, ben muazzam detaylar istiyorum…” İşte bu detaylar, Chanel‘e gideceğinin ayak sesleridir…

Ve sesini duyurmaya  kararlıydı. Bir ay boyunca her gün tasarımcı Cathy Hardwick’in kapısını çaldı. Hangimiz ısrarla istediğimiz şeyler için birinin gözünün içine bakarak her gün “Ben yaparım” dedik?

Hardwick’in asistanı olmayı başardı. Hardwick yıllar sonra bir anısında Tom‘u nasıl işe aldığını şöyle anlatır: “Ona en beğendiği Avrupalı tasarımcıları sordum. Bana Armani ve Chanel dedi. Bir ay sonra neden bu cevabı verdiğini yeniden sorduğumda, verdiği cevap her şeyi anlatıyordu: “Çünkü her gün Armani’yle ilgili mutlaka bir şeyler giyiyorsun”.

Evet moda sadece modaydı…Tom‘u anlamak ise stilin ne olduğuyla ilgiliydi…

Ardından Gucci‘ye doğru yürüdü, ayağa kaldırdı, beş duyudan fazlasına hitap eden çantalara hayat verdi. 2004 yılına kadar Gucci‘ye “Gerçek Lüks” ü göstererek gitti.

İki yıl sonra, bir sabah uyandığında avuçlarının içinde siyah bir orkide hayal ettiğini varsayıyorum. Çünkü bizim pembelerimiz ona göre değil. Hala bizim renklerimizin çok dışında ama sahip olmayı arzuladığımız gerçekleri korkutucu şekilde pazarlıyor. Onun bu yanını seviyoruz ve o bunu keşfetmiş olsa gerek…

“Reklam kampanyaları moda ve tasarım dünyasının şovudur. Bu şovla dikkatleri çeker ve koleksiyonunuz hakkında merak uyandırırsınız. Bu iddianın arkasında yepyeni bir koleksiyon olmak zorunda. Yoksa gümlersiniz.”

Gidecekseniz Tom gibi gidin, kalıyorsanız unutmayın: Moda yenilenmez. Stile ne katılıyorsa o modadır…

Hija’dan sevgiler…

Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir