Üzüntü ile Başa Çıkmanın 10 Yolu

23 Oca 2016

Endülüs Emevî devleti Müslüman bilim adamlarının zirve dönemini yaşadığı bir çağdır. Batılıların Alkindus olarak adlandırdığı El Kindî de bu dönemde yaşamış filozoflarındandır. 9. y.y.’da üzüntü ile başa çıkma konusunda öne sürdüğü tavsiyeler günümüzde de uygulanabilirliğini koruyarak karşımıza çıkıyor. O yüzyılda günümüzde olduğu gibi kişisel gelişim kitapları patlaması yaşanmamış olsa da, üzüntü ile başa çıkma konusunda günümüzdeki kişisel gelişim kitaplarına taş çıkartacak düzeyde pratik çözümler sunuyor. Kindî’nin Müslüman bir filozof olması da tavsiyelerinin İslam dini ile uyumlu olmasını getiriyor ve bu tavsiyelere adapte olmamızı kolaylaştıran bir diğer faktör olarak karşımıza çıkıyor.

El-Kindî üzüntüden kurtuluş risalesinde üzüntü duygusunu hüzün olarak ifade etmiştir. Bu risalenin orijinal adı el-hîle li-def’i’l-ahzân’dır. Bu risalede Kindî üzüntü duygusunu şöyle tanımlar: “üzüntü (el-hüzn) sevilen şeylerin elden gitmesinden ya da amaçlanan şeylerin gerçekleşmemesinden doğan psişik(nefsânî) bir acıdır.”

438300-sadness

Üzüntünün nefsin acılarından birisi olduğunu belirtir ve kişinin nefsini terbiye ettiğinde üzüntü duygusundan korunabileceğinin altını çizer. Kindî üzüntüden kurtulmak için 10 yol sunar. Bu yollar şu şekildedir:

  1. Üzüntüyü tanımak ve üzüntüyü tetikleyen durumları belirlemek,
  2. Daha önceden karşılaştığımız üzüntülü durumları ve bunlardan nasıl kurtulduğumuzu, başkalarının karşılaştığı üzüntülü durumları ve bunlardan nasıl kurtulduklarını hatırlamak,
  3. Bir şeyi kaybettiğimizde diğer insanların da hayatlarının belli bir bölümünde bizim kaybettiğimiz şeyi kaybettiğini –kaybedebileceğini- düşünmek,
  4. Başımıza felaket gelmemesini istemek var olmadığımızı kabul etmek anlamına geleceğini kabul etmek,
  5. Başka kişilerin de ellerinin uzanabileceği şeylerin herkesin kullanımına açık olduğunu, sahip olduklarımızın yalnızca bize daha yakın bulunduğunu ve bir gün bu sahip olunanların bir başkasına daha yakın bulunup bizden uzaklaşabileceğini bilmek,
  6. Sahip olduğumuz her şeyin Allah (c.c.)’ın emaneti olduğunu, dilediğinde tüm bunları alıp başkasına verebileceğini idrak etmek,
  7. Kayıplara ve elden giden şeylere sürekli üzülmek zorunlu olsaydı, kaybettiğimizde sürekli üzülmemiz kazandığımızda ise hayatımızda hiç bir üzüntü bulunmaması gerekliliği çelişkisinin farkında olmak,
  8. Kötü olmayan şeyden nefret edilmemesi ve yalnızca kötü şeylerden nefret edilmesi gerektiğini bilmek,
  9. Bir şeyi kaybettiğimizde elimizde kalan diğer güzelliklerin farkına vararak bunlara şükrederek zihni kaybedilen şey ile meşgul olmaktan kurtarmak,
  10. Maddî bir kazançtan sonra felaket korkusu hisseden kişinin maddî bir kayıp yaşadığında felaket korkusundan kurtulduğunu fark edebilmek,

Aslında baktığınızda hepsi bildiğimiz şeyler, ancak modern bilgi bombardımanı ile unuttuğumuz, unutturulan öğretiler… Bildiğimizi uygulamak da hiç bilmediğimizi uygulamaya göre daha kolaydır. Denemeye ne dersiniz?

Paylaş

1989 yılında Bursa'da doğdu. 2011 yılında International University of Sarajevo'dan fakülte ikincisi derecesiyle psikoloji bölümünden mezun oldu. 2014 yılında Üsküdar Üniversitesi SBE Klinik Psikoloji Yüksek Lisansını tamamladı, Marmara Üniversitesi'nde Din Psikolojisi alanında doktora yapmaktadır. İstanbul'da Anadolu yakasında "Bahar Psikoloji" Avrupa Yakasında ise "Bistanbul Danışmanlık" merkezinde danışan görmektedir. Moda psikolojisi, stil danışmanlığı, styling, ve psikoloji konularında aktüel bölümümüzde yazılar yazmaktadır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir